08 Şubat 2012
Yeni
Çocukluğumun Bayramları »           Eskiden bayramlaşma bir seremoni şeklinde , kalabalık guruplar halinde yapılırdı. Şimdi küçük çocuğumuz bile bizimle gelmek istemiyor. Toplumumuzda bayram dini yönlerinin yanı sıra toplumsal ve kültürel bir kutlama olagelmiştir her zaman. Din ve mezhep gibi ayrımlar yapılmadan kutlanırdı. Nereye doğru gidiyoruz belli değil. Bu milletin çok güzel hasletleri vardı bir zamanlar.           Bayram denildiğinde içimiz kıpır kıpır olurdu. Günler öncesinden başlardı telaş. Anneler ikram hazırlıkları için guruplar halinde çalışırlardı. Hep birlikte yapraklar sarılır , baklavalar açılır , su börekleri yapılır evin uygun ve tacize en uzak bölgesine konulurdu. Koltuklarda örtüler olurdu o dönemler. Bu örtüler bayram hazırlıkları çerçevesinde bir önceki bayramdan sonra ilk defa açılırdı. . Misafire verilen öneme bakar mısınız ?. Kendisinin bile kullanmaya kıyamadığı koltuk takımlarını misafirine kullandıran bir kültürün temsilcileri bugün misafir kabul ederken üç gün düşünüp karar veriyor ve ikramlarda hazır geliyor zaten. Babalar da bayram öncesi hazırlıklarını kendilerince yaparlardı. Mesela o zamanın babaları çocuklarının ayakkabı numarasını bedenini bilirlerdi. Çarşıdan alışveriş yapılır arefe gününde çocuklar sevindirilirdi.           Çocuklarımıza bakalım bir de. Bu çocuklara sizin peşin peşin ayakkabı alıp giydirmeniz mümkün mü ? Zaten bayramdan bayrama yapılan o alışverişler bütün ihtiyacın görüldüğü alışverişlerdi. . Sene boyunca başka ayakkabıda alınmazdı zaten. Bayram sadece o ayakkabının sergilenmeye başlandığı gün olurdu. Ya şimdi ? Tüketim çılgınlığına öyle kaptırmışız ki sene boyunca ve birçok bahaneyle çocuğunuz kendi seçimiyle alışverişini yapıyor , size sormuyor bile neredeyse. Yeni bir ihtiyaç çıkarmanın ise bin bir çeşit bahanesi de hazır zaten.    Salı, 23 Ağustos 2011 09:09
Boşanmanın Çocuklar Üzerindeki Etkileri »Boşanma aile için mühim bir karardır. Birçok anne-baba çocuklarını düşünerek bu kararı erteler veya boşanmayı hiç düşünmez. Çocukların hem biyolojik hem de psikolojik gelişme safhalarının sağlıklı olması için onların iyi beslenme kaynaklarına ihtiyacı vardır. Bu kaynakları, birinci plânda çocuğun doğup büyüdüğü aile ortamı sağlar. Daha sonra ise eğitim safhalarında bu beslenme devam eder. Anne-baba olma, yükümlülükleri ve sorumlulukları olan bir durumdur. Kur'ân-ı Kerîm'de de çocuklara hak ettiği değeri vermek, onları sevip korumak, onların huzuru için çalışmak ve ihtiyaçlarını giderme konusu vurgulanmaktadır. Bir arada yaşayan, rollerin belirli olduğu, mânevî dinamiklerin sağlam bir şekilde zırh oluşturduğu ailelerde, çocuklar daha sağlıklı gelişir. Çatışmanın, bencil ve tek taraflı bakış açısının hâkim olduğu, her ferdin kendi menfaatlerini ön plâna çıkardığı bir ortamda ise, çocukların psikolojisi zamanla bozulur. Boşanma, en fazla çocuklara tesir eder. Çünkü onların çocuksu ve masum bakışında aile, son derece önemli bir müessesedir. Anne babanın bir arada olması, çocuğa güven ve huzur verir. Sürekli çatışma ve kavga ortamının olması, çocuğun hayata bakış açısını bozar. İç dünyası sarsılan çocuğun davranışlarında ciddi bozulmalar görülür. Anne-babalar kendilerine daha 'geçimli' bir aile kurmak için 'geçimsiz' ortamı terk edip, kendi mutluluklarını ararken, onların mutsuzluğuna sebebiyet verirler. Çocukların hayattaki en mühim güven sembolü olan anne ve baba birlikteliğinin bozulması, onlarda psikiyatrik problemleri de tetikleyebilir. Durumun daha iyi anlaşılması açısından bir misâl ile boşanma sürecini açıklayabiliriz: Ailesinin tek çocuğu olan Hasan beş yaşındadır. Anne ve babası çalışmaktadır. Evliliğin ikinci yılında dünyaya gelmiştir. Üç yaşına geldiğinde anne-baba arasında iletişim problemleri başlamıştır. Her ne kadar anne-baba dikkat etse de, çoğu defa anne-baba arasındaki tartışmalara şahit olur. Tartışma sonrası Hasan, büyük bir üzüntü yaşamakta fakat bunu ifade edememektedir. İlerleyen yıllarda Hasan yuvada arkadaşlarına karşı daha sinirli, çabuk ağlamaya eğilimli, yemek yeme ve uyku konusunda uyumsuzluk gösteren, bebeksi davranışları ile dikkat çeken bir çocuk olmuştur. Anne-baba arasındaki çatışmaların neticesinde Hasan'ın gündüz davranışları da değişmiştir. Gündüz yaşanan davranış problemlerinin benzeri, evde de kendini göstermeye başlamıştır. Zaman geçtikçe aile içi stres artmakta ve anne-baba arasındaki tartışmalar şiddetlenmektedir. Birkaç defa aile içi şiddete şahit olmuştur. Netice olarak anne-baba boşanma kararı almışlardır. Boşanma kararını çocuğa söylemişler; ancak bu aşamadan sonra Hasan'ın davranışları daha da değişmiştir. Boşanma kararı söylendikten sonra, Hasan'da sevdiklerini kaybetme ve terk edilme korkusu, gelecek adına kaygılar, annesinden ayrılmak istememe ve mutsuzluk başgöstermiştir. Anne-baba boşandıktan sonra Hasan, annesinin yanında kalmaya, babasını da belli aralıklarla görmeye başlamıştır. Bu misâlde görüldüğü gibi, anne-babaların boşanma süreçlerinde yaşadıkları sıkıntının önemli bir kısmı, çocuklarına yansımaktadır. Her yaşta farklı tepkiler olmasına rağmen, Hasan'ın verdiği tepkiler yaşına uygundur. Bu yüzden boşanma süreci ve sonrasında çocukların ruh sağlığının dikkate alınması gerekir. İdeal olarak anne-babalar, kendi çatışmalarını çocuklarına yansıtmayıp, boşanma sonrasında da çocuğun bu süreçte oluşabilecek olumsuzluklardan etkilenmesini en aza indirmelidir. Anne ve babanın ayrılarak kendilerince huzuru seçmeleri, çocuklarının mutsuzluk ve huzursuzluğu ile sonuçlanıyorsa, boşanma kararı da bencil ve tek taraflı bir karar olarak ortaya çıkmaktadır. Burada her anne babanın 'Ya onların mutluluğu ne olacak? Ya onların duyguları ne olacak?' şeklinde düşünerek tek taraflı karar vermekten kaçınması gerekir. İdare edilebilir veya düzeltilebilir seviyedeki ailevî stresi gidermek için daha da önemlisi, kendimizi daha mutlu hâle getirmek için çocuklarımızı mutsuzluğa itmemeliyiz. Çocuklarda yaşanması muhtemel psikolojik sıkıntıları ise, zamanında fark ederek, destek sürecini başlatmalıyız. Gelişme sürecini tamamlamamış çocukların iç dünyalarının zedelenmemesi için, yapılması gereken her şey yapılmalıdır. Anne-baba ayrılığı yaşayan çocukların, evlilik düşüncelerinde bozulmalar, evlilik hayatlarında daha sık sarsıntılar, özel hayatlarında ise, daha fazla psikiyatrik problemler görülmektedir. Anne-babalar boşanma kararı vermeden önce, çocuklarının bütün hayatını göz önüne almalı, kararlarının neticelerini vicdanlarında hissetmelidirler  Pazar, 07 Ağustos 2011 10:14
Hoşgeldin Ramazan »Ramazan her birimiz için özel ve farklı anlamı olan nadide değerlerimizden biridir. Çocukluk zamanımızda tutulan oruçların yetişkinler üzerindeki etkilerini hatırladığımızda o günlere gider adeta yeniden çocuklaşırız. Anne ve babalarımızın iftar hazırlıkları hala hafızalarımızda tazeliğini korurken bu tazelik her ramazanda yeniden tazelenir. Sahurda bizi de kaldirın diye uyrmamıza rağmen anne ve babamızın bizi uyandırıp uyandırmamadaki karşıt fikirlerinden dolayı yaptıkları kısa tatlı ve yumuşak tartışmalar... Uyumakta olan (!) biz olup bitenleri sessiz sedasız dinlerken sıra sofraya geldiğinde ne yediklerini bilmediğimiz yemeklerin yenilişi sırasında duyulan hapur hupur sesleri, çayların hüüplenmeleri... ahh keşke biri numaradan uykumuzdan uyandırıp sofraya çağırsa nerdeee. Sonra bir iki sağa sola dönme ııh ııh sesleri Annemizin o anda herkesi daha sessiz olmaları için uarılarda bulunması.. Biliyoruz annemiz bu halimizi bilse en evvel kendisi çağıracak ama çocuklar uykuda büyürmüş annemiz için büyümek daha önemli olmalıydı Sabah olunca uyanır uyanmaz neden beni de uyandırmadınız kavgası ve kahvaltı yapmama protestosu... Ne tatlı ramazanlardı.. Dert yok tasa yok borç yok alacak yok sadece oynamak ve mutlu olmak ... Bizim elif 4. sınaıfa geçti . O da her gece yatmadan önce uyandırmamız için bizi sıkı sıkı tembihliyor ancak uyandıran kim Çocuklar uykuda büyür. Çünkü biz artık büyüdük         Salı, 02 Ağustos 2011 14:57

Yorumlarınız

RSS

OKUL BAŞARISINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

  • PDF

                                                                                                   İster ilkokula, ister üniversiteye gitsin bir çocuğun eğitim başarısını yükseltmek konusunda anne ve babaya önemli görevler düşmektedir. Ancak anne ve babanın çocuğunun eğitim başarısı konusunda yapabileceklerinin ‘Katkı’ ‘Yardım’ olduğunu akıldan çıkarmamak gerekir. Bu konuda çocuğunuzla işbirliği yapmanız gerekecektir.

1- Ev ve aile ortamı

Özgüven

Otonomi, kendi kendini yönetme

Motivasyon

Başarı konusunda anne ve babanın tutumu ve desteği

Ebeveynin aşırı baskısı

Ebeveynin beklentisi

Stres oluşturan olumsuz ev koşulları

2- Bireysel özellikler

Okul ve öğretmen

1- Ev ve aile ortamı

Özgüven : Öğrenmekten keyif almak büyük ölçüde çocuğun özgüvenine bağlıdır. Yakın çevresi çocuğu tanıyıp onun ihtiyaçlarını fark ederek, karşılamaya çalıştığında özgüven için önemli adım atılır.

Otonomi, kendi kendini yönetme : Anne- baba çocuğun dış dünyayı keşfetmek ve tanımak için yaptığı girişimleri desteklediği, bağımsız olması konusunda çocuğu teşvik ettiği takdirde, çocuk kendi kendine yetmenin hazzını yaşar.

Motivasyon : Anne ve baba ilgilerini geliştirmesi için yeterli kapasiteye sahip olduğu konusunda çocuğu teşvik etmelidir. Bunu sağlamak için küçük yaştan itibaren fırsatlar oluşturulur ve bu fırsatları değerlendirmesi için çocuk cesaretlendirilir.

Başarı konusunda anne babanın tutumu ve desteği : Anne ve baba, çocuğun bireysel kapasitesinin elverdiği oranda yapabileceğinin en iyisini yapmasını bekler. Burada önemli olan, çocuğun başarılarının saygı ile karşılanması, buna karşılık hazır ve yeterli olmadığı bir takım şeyleri başarıp, tamamlaması konusunda baskı yapılmamasıdır. Çalışmaları ailesi tarafından desteklenmeyen ve başarısızlıklarından dolayı eleştirilen çocuk, kendini değersiz bir kişi olarak görür, kendini küçümser. Bu da onun varolan yeteneklerini gizlemesine neden olabilir. Çocuklarına destekleyici bir ortam sağlayan, başarılarıyla ilgilenen, gelecek çalışmaları için onları teşvik eden, onlara sevgi ile yaklaşan ailelerin çocuklarında okul başarısının yüksek olduğu görülür.

Ebeveynin aşırı baskısı : Çocuk erişemeyeceğini düşündüğü yüksek başarıya ulaşmak için aşırı ve sürekli ebeveyn baskısı hissettiği zaman bu sabit baskı ile başa çıkamaz. Buna bağlı olarak da anne ve babasının kendisinden beklediğini düşündüğü başarıyı elde edemez. Aşırı eleştiren anne baba, çoğunlukla kabul görmeyen, ne sevilen ne de kolay sevebilen kişilerdir. Hep sevilmeme korkusunu yaşadıkları için çocuklarının daha başarılı olması için uğraşırlar. Yıkıcı eleştiri, kabul etmeme davranışını da beraberinde getirir. Öte yandan anne babaları tarafından aşırı korunan çocuklarda da okul başarısında düşmenin yani sıra, gece işemeleri, içine kapanma, karin ağrısı, sik sik soğuk algınlığına yakalanma ve utangaçlık görülebilir. Dikkat edilmesi gereken , her başarısızlıktan çıkarılacak derstir. Bir başka nokta ise, çocuğun kendi kendisi ile yarışarak başarı grafiğini yükseltebilmesidir. Çocuğu başarılı arkadaşları ile kıyaslamak yerine kendisiyle kıyaslamak gerekir. Önemli olan çocuğun dünü ile bugünü arasında görülebilen somut farktır.

Ebeveynin beklentisi : Anne ve babanın beklentisi çocuğun yeteneğinin üzerinde ve yüksek olduğu zaman çocuğun cesareti kırılır. Çocuk anne ve babasını hayal kırıklığına uğratmaktan korkar. Oluşan bu başarı ile ilgili kaygı, çocuğu yeni girişimlerden ve denemelerden alıkoyar. Çünkü o böylelikle kendini başarısız olmaktan korumuş olur. Aynı şekilde yüksek beklenti yerine düşük ebeveyn beklentisi karşısında çocuk kendini zorlamaz. Çünkü zaten annesi ondan ödevini tamamlamasını beklememektedir.

Stres oluşturan olumsuz ev koşulları : Günümüzde stres, bireyin ihtiyaçlarının karşılanmamasından ortaya çıkan duygusal gerilim olarak tanımlanmaktadır. Çocukluk stresleri, temel ihtiyaçların karşılanmamasından kaynaklandığı gibi, erişkinle çocuğun algılama farklılıklarından da kaynaklanabilir. Çocuklar için stres yaratan ortamlar arasında anne veya babanın ölümü, boşanmaları, yakın bir aile üyesinin ölümü, anne ve babanın yeniden evlenmesi, seyahate bağlı uzun süreli ebeveynden ayrı kalma, aile içinde hastalık, yeni okul, yeni öğretmen, annenin hamileliği, kardeşin doğumu, okula yeni başlama, okulu bitirme veya taşınma sayılabilir. Anne ve babadan birinin kaybı sonucu oluşan eksik aileden veya boşanma sonucu oluşan dağılmış aileden gelen çocuk bu mutsuz ev ortamında öğrenmeden keyif alıp, haz duyabilmek için gerekli olan duygusal ve sosyal uyaranlardan mahrum kalmış olur. Bu faktörler ve evde oluşturulan gerilim, çocuğun gelişimini olduğu kadar okul yaşamını da olumsuz etkiler. Bu tür ortamlarda çocuğun çabalarının yetersiz bir mücadele şeklinde sürmesi onu kırıklığa uğratır. Kendini yetersiz hissedebilir. Buna bağlı olarak zayıf benlik imajı gelişebilir. Bunun ardından daha ciddi duygusal sorunlar çıkabilir.

2- Bireysel Özellikler

Bilişsel, fiziksel ve duygusal olgunluk yetersizlikleri, okul başarısını etkiler. Bu gelişimsel düzensizlikler genellikle daha çok ergenlik döneminde karşılaşılır. Ergenlik gelişiminin gecikmesi, okul görevleri ile ilgili olarak yoğunlaşmada engelleyici rol oynar. Bu durum kendine güvenin zedelenmesine yol açabilir.

3- Okul ve Öğretmen

Her çocuğun kendini duygusal ve sosyal açıdan güvenli hissedebileceği, korkularını ve güvensizliğini yenebileceği, öğretmeninin ve arkadaşlarının onu seveceği bir ortama ihtiyacı vardır. Ailesi tarafından gerekli ihtiyaçları karşılanan ve kendine güveni olan çocuklar, öğrenmekten zevk alırlar. Okulda bu bunu sağlamak için çocuğa başarabileceği görev ve sorumluluklar verilebilir ve fırsatlar tanınabilir. Böylece çocuk başarı tecrübelerinden yararlanarak güvenini güçlendirir.

Anne- Babalara Öneriler

Ödevini yapmadığı zaman çocuk kendi sorunu öğretmen karşısında kendi başına çözebilme yolları bulmalıdır. Anlaşılmayan sorular için ebeveyne başvurabilmelidir ancak ödevler ebeveynle birlikte yapılmamalıdır.

Çocuğunuza zamanı iyi kullanmasını ve yönetebilmesini öğretin. Programını öyle yapsın ki ders çalışmaya da diğer etkinliklere de zaman ayırabilsin.

Eğer çalışma davranışının sıklığı arttırılmak isteniyorsa, çalışma, hoşlanılan ve sık yapılan bir başka etkinlikten önceye alınabilir. Bu kurala göre çocuğun hoşlandığı etkinliği yapabilmesi için önce belirli bir süre ders çalışması gerekecektir.

Anne baba şunu unutmamalıdır: “Başarisızlık” diye bir şey yoktur. Yalnızca “ögrenilecek dersler” vardır.

Çocuğunuzu iyi tanıyarak beklenti düzeyinizi gerçekçi oluşturabilirsiniz.

Çocuğunuza yapabileceğiniz en büyük yardım ilgi ve yetenekleri doğrultusunda onu yönlendirmek ve ihtiyacı olan desteği ona sağlamaktır.

Çocuğunuzu olduğu gibi, kendisi gibi görmeyi öğrenin.

Anne ve baba olarak geçmiş okul yaşantılarınızdaki başarılarınızı çocuğunuzun tekrarlamasını beklemek ya da elde edemediklerinizi çocuklarınızı zorlayarak elde etmeye çalışmak, yalnızca kendinizi tatmin etmekten öte bir işe yaramaz.

Unutmayın ki, siz sofranızda kitaplardan konuşan, güzel sanatlardan söz eden, (eğitim düzeyiniz ne olursa olsun) kendini yetiştirmeye çalışan ve okuyan bir bireyseniz, çocuğunuz mutlaka başarılı olacaktır.

kaynak:www.gaziantep.net

Pazar, 23 Ağustos 2009 09:21 tarihinde güncellendi



İlişkili Konular: