19 Mayıs 2012
Yeni
Çocukluğumun Bayramları »           Eskiden bayramlaşma bir seremoni şeklinde , kalabalık guruplar halinde yapılırdı. Şimdi küçük çocuğumuz bile bizimle gelmek istemiyor. Toplumumuzda bayram dini yönlerinin yanı sıra toplumsal ve kültürel bir kutlama olagelmiştir her zaman. Din ve mezhep gibi ayrımlar yapılmadan kutlanırdı. Nereye doğru gidiyoruz belli değil. Bu milletin çok güzel hasletleri vardı bir zamanlar.           Bayram denildiğinde içimiz kıpır kıpır olurdu. Günler öncesinden başlardı telaş. Anneler ikram hazırlıkları için guruplar halinde çalışırlardı. Hep birlikte yapraklar sarılır , baklavalar açılır , su börekleri yapılır evin uygun ve tacize en uzak bölgesine konulurdu. Koltuklarda örtüler olurdu o dönemler. Bu örtüler bayram hazırlıkları çerçevesinde bir önceki bayramdan sonra ilk defa açılırdı. . Misafire verilen öneme bakar mısınız ?. Kendisinin bile kullanmaya kıyamadığı koltuk takımlarını misafirine kullandıran bir kültürün temsilcileri bugün misafir kabul ederken üç gün düşünüp karar veriyor ve ikramlarda hazır geliyor zaten. Babalar da bayram öncesi hazırlıklarını kendilerince yaparlardı. Mesela o zamanın babaları çocuklarının ayakkabı numarasını bedenini bilirlerdi. Çarşıdan alışveriş yapılır arefe gününde çocuklar sevindirilirdi.           Çocuklarımıza bakalım bir de. Bu çocuklara sizin peşin peşin ayakkabı alıp giydirmeniz mümkün mü ? Zaten bayramdan bayrama yapılan o alışverişler bütün ihtiyacın görüldüğü alışverişlerdi. . Sene boyunca başka ayakkabıda alınmazdı zaten. Bayram sadece o ayakkabının sergilenmeye başlandığı gün olurdu. Ya şimdi ? Tüketim çılgınlığına öyle kaptırmışız ki sene boyunca ve birçok bahaneyle çocuğunuz kendi seçimiyle alışverişini yapıyor , size sormuyor bile neredeyse. Yeni bir ihtiyaç çıkarmanın ise bin bir çeşit bahanesi de hazır zaten.    Salı, 23 Ağustos 2011 09:09
Boşanmanın Çocuklar Üzerindeki Etkileri »Boşanma aile için mühim bir karardır. Birçok anne-baba çocuklarını düşünerek bu kararı erteler veya boşanmayı hiç düşünmez. Çocukların hem biyolojik hem de psikolojik gelişme safhalarının sağlıklı olması için onların iyi beslenme kaynaklarına ihtiyacı vardır. Bu kaynakları, birinci plânda çocuğun doğup büyüdüğü aile ortamı sağlar. Daha sonra ise eğitim safhalarında bu beslenme devam eder. Anne-baba olma, yükümlülükleri ve sorumlulukları olan bir durumdur. Kur'ân-ı Kerîm'de de çocuklara hak ettiği değeri vermek, onları sevip korumak, onların huzuru için çalışmak ve ihtiyaçlarını giderme konusu vurgulanmaktadır. Bir arada yaşayan, rollerin belirli olduğu, mânevî dinamiklerin sağlam bir şekilde zırh oluşturduğu ailelerde, çocuklar daha sağlıklı gelişir. Çatışmanın, bencil ve tek taraflı bakış açısının hâkim olduğu, her ferdin kendi menfaatlerini ön plâna çıkardığı bir ortamda ise, çocukların psikolojisi zamanla bozulur. Boşanma, en fazla çocuklara tesir eder. Çünkü onların çocuksu ve masum bakışında aile, son derece önemli bir müessesedir. Anne babanın bir arada olması, çocuğa güven ve huzur verir. Sürekli çatışma ve kavga ortamının olması, çocuğun hayata bakış açısını bozar. İç dünyası sarsılan çocuğun davranışlarında ciddi bozulmalar görülür. Anne-babalar kendilerine daha 'geçimli' bir aile kurmak için 'geçimsiz' ortamı terk edip, kendi mutluluklarını ararken, onların mutsuzluğuna sebebiyet verirler. Çocukların hayattaki en mühim güven sembolü olan anne ve baba birlikteliğinin bozulması, onlarda psikiyatrik problemleri de tetikleyebilir. Durumun daha iyi anlaşılması açısından bir misâl ile boşanma sürecini açıklayabiliriz: Ailesinin tek çocuğu olan Hasan beş yaşındadır. Anne ve babası çalışmaktadır. Evliliğin ikinci yılında dünyaya gelmiştir. Üç yaşına geldiğinde anne-baba arasında iletişim problemleri başlamıştır. Her ne kadar anne-baba dikkat etse de, çoğu defa anne-baba arasındaki tartışmalara şahit olur. Tartışma sonrası Hasan, büyük bir üzüntü yaşamakta fakat bunu ifade edememektedir. İlerleyen yıllarda Hasan yuvada arkadaşlarına karşı daha sinirli, çabuk ağlamaya eğilimli, yemek yeme ve uyku konusunda uyumsuzluk gösteren, bebeksi davranışları ile dikkat çeken bir çocuk olmuştur. Anne-baba arasındaki çatışmaların neticesinde Hasan'ın gündüz davranışları da değişmiştir. Gündüz yaşanan davranış problemlerinin benzeri, evde de kendini göstermeye başlamıştır. Zaman geçtikçe aile içi stres artmakta ve anne-baba arasındaki tartışmalar şiddetlenmektedir. Birkaç defa aile içi şiddete şahit olmuştur. Netice olarak anne-baba boşanma kararı almışlardır. Boşanma kararını çocuğa söylemişler; ancak bu aşamadan sonra Hasan'ın davranışları daha da değişmiştir. Boşanma kararı söylendikten sonra, Hasan'da sevdiklerini kaybetme ve terk edilme korkusu, gelecek adına kaygılar, annesinden ayrılmak istememe ve mutsuzluk başgöstermiştir. Anne-baba boşandıktan sonra Hasan, annesinin yanında kalmaya, babasını da belli aralıklarla görmeye başlamıştır. Bu misâlde görüldüğü gibi, anne-babaların boşanma süreçlerinde yaşadıkları sıkıntının önemli bir kısmı, çocuklarına yansımaktadır. Her yaşta farklı tepkiler olmasına rağmen, Hasan'ın verdiği tepkiler yaşına uygundur. Bu yüzden boşanma süreci ve sonrasında çocukların ruh sağlığının dikkate alınması gerekir. İdeal olarak anne-babalar, kendi çatışmalarını çocuklarına yansıtmayıp, boşanma sonrasında da çocuğun bu süreçte oluşabilecek olumsuzluklardan etkilenmesini en aza indirmelidir. Anne ve babanın ayrılarak kendilerince huzuru seçmeleri, çocuklarının mutsuzluk ve huzursuzluğu ile sonuçlanıyorsa, boşanma kararı da bencil ve tek taraflı bir karar olarak ortaya çıkmaktadır. Burada her anne babanın 'Ya onların mutluluğu ne olacak? Ya onların duyguları ne olacak?' şeklinde düşünerek tek taraflı karar vermekten kaçınması gerekir. İdare edilebilir veya düzeltilebilir seviyedeki ailevî stresi gidermek için daha da önemlisi, kendimizi daha mutlu hâle getirmek için çocuklarımızı mutsuzluğa itmemeliyiz. Çocuklarda yaşanması muhtemel psikolojik sıkıntıları ise, zamanında fark ederek, destek sürecini başlatmalıyız. Gelişme sürecini tamamlamamış çocukların iç dünyalarının zedelenmemesi için, yapılması gereken her şey yapılmalıdır. Anne-baba ayrılığı yaşayan çocukların, evlilik düşüncelerinde bozulmalar, evlilik hayatlarında daha sık sarsıntılar, özel hayatlarında ise, daha fazla psikiyatrik problemler görülmektedir. Anne-babalar boşanma kararı vermeden önce, çocuklarının bütün hayatını göz önüne almalı, kararlarının neticelerini vicdanlarında hissetmelidirler  Pazar, 07 Ağustos 2011 10:14
Hoşgeldin Ramazan »Ramazan her birimiz için özel ve farklı anlamı olan nadide değerlerimizden biridir. Çocukluk zamanımızda tutulan oruçların yetişkinler üzerindeki etkilerini hatırladığımızda o günlere gider adeta yeniden çocuklaşırız. Anne ve babalarımızın iftar hazırlıkları hala hafızalarımızda tazeliğini korurken bu tazelik her ramazanda yeniden tazelenir. Sahurda bizi de kaldirın diye uyrmamıza rağmen anne ve babamızın bizi uyandırıp uyandırmamadaki karşıt fikirlerinden dolayı yaptıkları kısa tatlı ve yumuşak tartışmalar... Uyumakta olan (!) biz olup bitenleri sessiz sedasız dinlerken sıra sofraya geldiğinde ne yediklerini bilmediğimiz yemeklerin yenilişi sırasında duyulan hapur hupur sesleri, çayların hüüplenmeleri... ahh keşke biri numaradan uykumuzdan uyandırıp sofraya çağırsa nerdeee. Sonra bir iki sağa sola dönme ııh ııh sesleri Annemizin o anda herkesi daha sessiz olmaları için uarılarda bulunması.. Biliyoruz annemiz bu halimizi bilse en evvel kendisi çağıracak ama çocuklar uykuda büyürmüş annemiz için büyümek daha önemli olmalıydı Sabah olunca uyanır uyanmaz neden beni de uyandırmadınız kavgası ve kahvaltı yapmama protestosu... Ne tatlı ramazanlardı.. Dert yok tasa yok borç yok alacak yok sadece oynamak ve mutlu olmak ... Bizim elif 4. sınaıfa geçti . O da her gece yatmadan önce uyandırmamız için bizi sıkı sıkı tembihliyor ancak uyandıran kim Çocuklar uykuda büyür. Çünkü biz artık büyüdük         Salı, 02 Ağustos 2011 14:57

Yorumlarınız

RSS

ÇOCUKLARA OKUMA İLGİSİ KAZANDIRMA

  • PDF

ÇOCUKLARA OKUMA İLGİSİ KAZANDIRMADA ÖĞRETMENLERE ÖNERİLER

Okuma kültürü gelişmemiş ailelerde okuma konusunda tek şans okullardır. Okumayı özendirmede en büyük görevin öğretmenlere düştüğü söylenebilir. Öğretmenin okuma sevgisi kazandırmada çocuğa bilinçli bir şekilde yaklaşması gerekir. Bu konudaki en büyük adım da yine kitap seçimi ile ilgilidir. Öğretmenin ders içinde ve ders dışında öğrencilere önerebileceği kitapların seçimi ve bu konuda dikkat edilmesi gereken hususlar kuşkusuz çok önemlidir. Öğretmen, otoriter ve ezberci eğitime karşı çok yönlü ve eleştirel düşünmeyi geliştirmeyi temel alan çağdaş eğitim anlayışını özümsemişse, yalnız doğru seçimi yapmakla kalmayacak, aynı zamanda müfredat programlarında yer alan bir çok okuma parçasına da eleştirel bir yaklaşım getirecektir.

& Ders içinde kitap okumaya yer verilmeli, okunanların üzerinde konuşulup tartışılmalı, çocukların okuduklarını kendi yaşam deneyimleriyle karşılaştırarak değerlendirmelerine olanak tanınmalıdır.

& Öğretmen çocuklara sevecekleri masal ve hikayeler okuyabilir.

& Çocuklara ödül olarak kitap armağan edilebilir.

& Doğum günlerinde kitap armağan etmeleri teşvik edilebilir.

& Okumayı seven / sevmeyen çocukları ve sonuçlarını konu alan hikayeler okunup tartışılabilir.

& Öğretmenin, çocukların yaşı ve içinde bulundukları sosyo-ekonomik düzeye göre seçtiği bir kitapla çalışmaya başlaması gerekir. Kitabı çocukların ilgisini çekecek bir biçimde anlattıktan sonra heyecanlı bir yerde keserek devamını evde okumaları sağlanmalıdır.

& İlköğretim ve orta öğretim yıllarında çocukta eleştirici, irdeleyici bir okuma alışkanlığının gelişmesini sağlayabilmek için Don Kişot, Gulliver’in Yolculuğu, Oliver Twist gibi toplumsal eleştirel boyutu olan ünlü klasiklerden yararlanılabilir. Bu yapıtların yazıldığı döneme ve koşullara ilişkin bazı ön bilgilerin sunulması ve bunların bugün açısından değerlendirilmesi okuyucunun ilgisini arttıracaktır.

& Öğretmenin, çocukların evde bol bol okumasını sağlayabilmek için onlara yardımcı olması ve fazla ev ödevi vermemesi gerekir.

& Sınıfta bir okuma grubu oluşturulabilir ve grupların okudukları kitabı sınıfa anlatmaları sağlanabilir.

& Her kitap için bir okuma panosu oluşturulabilir. Panolardan sorumlu grupların kitabı betimleyen, tanıtan yazı, resim, karikatür gibi çalışmaları hazırlayıp asmaları sağlanabilir.

& Her öğrencinin okuduğu kitapla ilgili ilk izlenimlerini, düşüncelerini dilediği gibi not edebileceği bir okuma defterinin ya da okuma günlüğünün olması, bu defterin dersin özelliğine göre yararlanabileceği bir kaynak olarak kullanılması sağlanabilmelidir.

& Yüksek sesle iyi okuma yarışmaları düzenlenebilir. Kitaplardan, çeşitli kesitlerin okunup güzel okuma açısından değerlendirilmesi sağlanabilir.

& Kitabı resimleme, çizgi romana dönüştürme, kapak resmi hazırlama gibi yaratıcılığı geliştirme çalışmalarına yer verilebilir.

& Öğrencilere kitabı tanıtıcı çalışmaların yaptırılması, kitabın özünün, ana fikrinin çıkartılarak yorumlanması sağlanmalıdır. Okuma ve anlama, anladıklarını yazılı olarak ifade edebilecekleri çalışmalara da yer verilmelidir.

& Okullarda yapılan proje haftası kapsamında, örneğin “ bir kitap nasıl oluşuyor? ” araştırması çerçevesinde toplu olarak bir yayınevine gidilmesi, kitabın yazarından çevirmeni, dizgicisine kadar emeği geçen değişik kişilerle röportaj yapılması ve bir kitabın nasıl oluştuğunun somut olarak çocuklara gösterilmesi gerekir.

& Olanaklar uygun ise derste işlenilen kitabın yazarının ya da çevirmeninin sınıfa davet edilmesi gibi etkinlikler yapılabilir.

& Öğrenciler sık sık kitap fuarına ve sergilerine götürülebilir.

& Yazarlarla öğrenciler arasında iletişimi sağlayabilmek için çocukların okudukları kitabın yazarına, kitap üzerine duygularını düşüncelerini dile getiren okuyucu mektupları yazmaya özendirilmeleri gibi etkinlikler de yapılabilir.

Öğretmenlerin bu tür çalışmaları yaptırırken göz önünde bulundurmaları gereken en önemli nokta, okumadan keyif almanın bir sonuç değil, bir çıkış noktası olduğudur. Öğretmen genellikle iki karşıt grupla karşı karşıyadır. Okuyanlar, okumayanlar. Çözümlenmesi gereken en güç sorun, genellikle sınıfın çoğunluğunu oluşturan okumayanların bir şekilde meraklarını, ilgilerini çekip okumaya özendirebilmeleridir. Ancak öğretmen, okuyanlar kesiminde de zorluklarla karşılaşabilir. Okuyanlar, genellikle okul içi okuma ve özel okuma ayrımı yapıp, okul içi okumayı sıkıcı, özel okumayı heyecanlı ve eğlenceli olarak değerlendirirler. Okul-yaşam ikileminin kaldırılması, okumanın yaşamın doğal bir parçası haline dönüştürülmesi öğretmenin elindedir. Ancak bunun için hem çocukların ilgisini çekecek kitapların önerilmesi, hem de bu kitaplara ilişkin yapıcı bir tartışma ortamının yaratılması gerekir.

Çocukların büyük bir çoğunluğu özellikle okumayan çocuklar kitle iletişim araçlarının etkisi altındadırlar. Bu bağlamda TV’nin rolü büyüktür. Öğretmenin TV’ye karşı tavır alması aileden destek görmez ise amacına ulaşamaz. Bunun için TV’den kaynak olarak yararlanma yoluna da gidilebilir. Öğretmenin bu tür etkinlikleri gerçekleştirebilmesi, belli bir ön hazırlığı ve kültürel birikimi de beraberinde getiriyor. Bu bağlamda hem çocuk yayıncılığındaki gelişmeleri, hem de kitap tanıtım dergilerinin sürekli izlenmesi, önemli görülen yazıların dosyalanıp, kaynak oluşturması açısından bir arşiv oluşturması, çocukları iyi tanıması gibi özellikleri taşıması gerekmektedir.

Örnek Olay: Okuma Alışkanlığı Erken Yaşlarda Kazanılır. İlkokul öğretmenimiz her günün sonunda 15dk.’yı kitap okuma etkinliği için ayırmıştı. Dersi tamamlar, çantalarımızı toplar, arkamıza yaslanarak ellerimizi kavuştururduk. Dinlemeye hazırdık! Öğretmen dolabından çıkardığı kalın çocuk romanından okumaya başlar, her gün kaldığı yerden devam ederek okumayı sürdürürdü. Sessizlik içinde ilgiyle onu dinler, devamını öğrenmek için sabırsızlanırdık. Bazen zil çaldıktan sonra da birkaç sayfa daha okuması için yalvarırdık. Okuduğu kitap, ÇİTLENBİK isimli bir keçinin dağda bayırda yaşadığı serüvenleri anlatıyordu. Kitapta resim yoktu ama ÇİTLENBİK’in hayali bende o günkü canlılığını koruyor. Onun karşılaştığı güçlüklerden yılmaması, güçlüklere karşın yaşamı coşkuyla keşfetmesi bana gizliden gizliye hep umut aşılamıştır. Bugün bile! Ve inanıyorum okuma sevgisi ve okuma alışkanlığı kazanmamda ilkokul öğretmenimin önemli bir yeri olmuştur.




İlişkili Konular: