|
İlköğretimde Öğretmen-Öğrenci
EtkileÅŸimine
Sınıf Yönetimi Kurallarının Etkisi
Yrd.Doç.Dr. Muharrem ÖK (*)
Yrd.Doç.Dr.Osman GÖDE(**)
Vesile ALKAN(***)
İçinde bulunduğumuz üçüncü bin yılda çağın hızlı gelişim ve değişimine ayak
uydurabilecek nitelikli insan gücü yetiştirmek zorunlu hale gelmiştir. İyi bir
eğitimin nitelikli öğretmenlerle sağlanacağı yadsınamaz bir gerçektir. Bunun
yanında etkili bir eğitim için etkili bir sınıf yönetimi sağlanması da önemli
diğer bir unsurdur. Öyle ki, sınıf yönetimi öğrencilerin etkili bir davranış
örüntüsü kazanmaları yanında davranışlarını anlama ve yönlendirme yollarını
geliştirmelerine de yardımcı olmalıdır.
Eğitim, insanın kalıtsal güçlerinin geliştirilip istenen özelliklerle
yoğunlaşmış bir kişiliğe kavuşması için kullanılacak en önemli bir araçtır.
İnsanlara bilgi ve beceri kazandırmanın ötesinde eğitim; toplumun yaşamasını ve
kalkınmasını devam ettirebilecek ölçüde ve nitelikte değer üretmek, mevcut
değerlerin dağılmasını önlemek, yeni ve eski değerleri bağdaştırmak sorumluluğu
taşır; bu değerler, öğrencilerin davranışlarını ve dilek düzeylerini yine eğitim
yolu ile etkilerler (1).
Görülüyor ki eğitimin farklı tanımları yapılabilmektedir. Burada asıl olan
eğitimin, davranış değiştirme, davranış oluşturma amaçlı etkinlikler bütünü
olmasıdır. Eğitim düzeyinin göstergesi insanların davranışlarıdır. Trafik
kurallarını aksatmamak için kırmızı ışıkta durup, yeşil de geçmek ya da
başkasına ait bir şey kullanılmak istendiğinde izin almak gerektiğini bilen bir
insan bu davranışları uygun koşullarda yapmıyorsa bu kişi için öğrenmiş ama
eğitilmemiş sözü doğru olur.
Bu açıdan toplumsal yaşamı değerlendirecek olursak; öğrenim düzeyi yüksek olan
bir çok kişinin davranışını incelediğimizde yasal ve düşünsel kurallara
uyulmadığı görülür.Bunun sürekliliğinin olduğu düşünülürse bu kişiler için
öğretilmiş ama eğitilmemiş sözü geçerli olur.
Bu yüzden, zaman içinde unutulmadan uygun koşullarda davranışa dönüşebilen
öğrenmenin gerekliliği gerçeği ortaya çıkmaktadır. Nitelikli bir öğrenmede,
öğrenilen bilgilerin davranışa dönüşebilmesi ve bunun yanında öğrenilenlerin
somutlaştırılması, yinelenmesi, yapılarak alışkanlık ve tecrübe kazanılması,
gerekliliğine inanılıp düşünsel olarak da eylemselleştirilebilmesi yönetimi
becerilerinin bulunması zorunluluğunu doğurmaktadır.
İnsanlığın doğuşundan itibaren var olan eğitim, canlı ve cansız çevre ile
etkileşim yoluyla her ne kadar gerçekleşmekte ise de öğretici konumundaki bir
öğretmen gözetiminde gerçekleştirilen eğitim daha kalıcı ve daha verimlidir.
Öğretmenler, bilgi taşıyıcı ve aktarıcı değil, bilgi kaynaklarına giden yolları
gösterici, kolaylaştırıcı birer eğitim lideri olmalıdır (2).
İşte bu yüzden sosyal yaşamın sürdürülmesi için geliştirilen kurumlar arasında
eğitimin kurumsallaşmasıyla kurulan okullar öğretmenlerin liderliğine uygun
olarak değiştirilmeli, yalnızca yaptığını doğru yapan değil, doğru olanı yapan
insanlar yetiÅŸtirilmelidir(3).
Eğitim okulla sınırlandırılmamalı. Çünkü okul saatleri dışında da birey, sosyal
ve doğal çevre ile etkileşim halindedir. O halde eğitim, okula gelmeden önce
ailede, çevrede ve okul sırasında da okula paralel olarak çevrede ayrıca devam
etmektedir.Önemli olan okul içi ve dışı eğitimin birbiriyle tutarlı olması ve
birbirini tamamlamasıdır.Bunun için okul ve yaşam arasında bir kaynaşma
gerekir(4).
Nedense sadece okullarda gerçekleştirilebilinen bir etkinlikmiş gibi görünen
eğitim, aslında insanlığın var oluşundan beri süregelmektedir.Bununla beraber
okul, eğitim amacıyla kurulmuş özel bir ortamdır.Kontrollü bir ortam olan okulda
öğrenciye kazandırılacak bilgi, beceri ve tutumlar önceden
belirlenmiştir.Bunlar, bu konuların uzmanı olan öğretmenler tarafından plânlı
bir biçimde düzenlenen öğretim faaliyetleri ile kazandırılır (5).
Birçok işlevi olan okulun bunları yerine getirebilmesi; öğrencinin
gereksinimlerini karşılayacak ve okulun amaçlarını gerçekleştirecek bir fiziksel
yapıya, nitelikli öğretmenlere, nitelikli yöneticilere, okul-veli iletişimine ve
bunların birlikteliğinin sonunda oluşacak olumlu atmosfere bağlıdır(6).
Buradan da anlaşılacağı gibi, etkili bir eğitim için, uygun bir sınıf ortamı,
verimli öğretmen-öğrenci iletişimi ve karşılıklı belirlenen sınıf kuralları ile
oluşturulmuş bir düzen gerekmektedir.
Sınıf, eğitim-öğretim etkinliklerinin gerçekleştiği bir alandır. Yıllık öğrenim
süresinin büyük bir bölümü sınıfta geçer. Sınıf öğrencilerle yüzyüze olunan bir
yerdir. Öyleki eğitimin asıl hedefi olan davranış yaratılması burada
gerçekleşir. Sınıfın içinde öğretmen, öğrenci, program ve kaynaklar yer
almaktadır. Bu yüzden eğitim yönetiminin kalitesi sınıf yönetiminin kalitesine
bağlıdır demek çok doğrudur.
Lemlech’e göre sınıf yönetimi, sınıf yaÅŸamının bir orkestra gibi yönetilmesidir
(7). Buradan da anlaşıldığı gibi sınıf yönetimine gerçekten çok değer
verilmelidir. Çünkü sınıftaki kaynakların, insanların ve tabii ki zamanın
yönetilmesi dikkat ve önem isteyen bir durumdur.
Sınıf yönetiminin diÄŸer bir tanımı da Doyle tarafından şöyle yapılmıştır:“İçinde
öğrenmenin gerçekleştiği bir çevrenin oluşturulabilmesi için gerekli imkân ve
süreçlerin, öğrenme düzeninin, ortamının, kurallarının sağlanması,
sürdürülmesine sınıf yönetimi denir”(8).
Tanımlarda da görüldüğü gibi sınıf yönetimi etkinliklerinin önemli bir boyutunu
sınıf ortamı oluşturmaktadır. Sınıftaki öğrencilerin kişilik özellikleri, okula
ve derslere yönelik tutumları, ders çalışma ve dinleme alışkanlıkları,
ailelerinden getirdikleri kültürel birikim, öğrenciler arasındaki ilişkiler,
sınıfın fiziksel koşulları ve öğretmen-öğrenci etkileşimi bir bütün olarak sınıf
ortamını oluşturur.
Sınıf ortamı hem öğretmenin sınıf içi davranışlarını hem de öğrencilerin
akademik başarılarını ve okulla ilgili duyuşsal özelliklerini etkiler(9). Sınıf
içi yaşam toplumsal çevrenin sosyo-kültürel öğeleri tarafından etkilenen ve bir
ölçüde onları etkileyen süreçler toplamıdır.
Bilindiği gibi sınıfta açık ve yüz yüze bir iletişim vardır.Bu da iletişimin,
doğrudan ve anında gerçekleştiğini gösterir.Şöyle ki aynı anda birden çok olay
gerçekleşebilir.Bir öğretmeni ele aldığımızda; öğretmen ders anlatırken bir
yandan öğrencilerinin tepkilerini ölçer, kural dışı davrananları uyarır, diğer
yandan öğrencilere sorular yöneltir, zamanı kontrol eder.Etkili bir sınıf
ortamının sağlanması ve sürdürülmesi için öğretmen bu ortamı etkileyen fiziksel
ve sosyal özelliklerinin önemini bilmelidir.
Sınıf Ortamının Özellikleri
Fiziksel Özellikler:
1)Öğrenci Sayısı: Sınıfta öğrenci
sayısının genel olarak% 30’un üstünde olması istenmeyen bir durumdur.Ancak ideal
bir öğrenci sayısı yoktur.İdeal öğrenci sayısı sınıf düzeyine, dersin konusuna,
kullanılan öğretim yöntemlerine, öğretmenin öğretmenlik beceri ve yeteneklerine
göre değişebilir diyebiliriz.
2)YerleşimDüzeni: Başarılı bir yerleşim
düzeni, sınıf içi etkileşimi ve öğretimi olumlu yönde etkiler, kaynakları
kolaylaştırır. Bunun için öğrencilerin birbirlerini ve öğretmenlerini rahatça
görebilmelerine dikkat edilmelidir.
3)Isı,Işık,Renk: Isı, öğrencilerin derse
yönelik konsantrasyonunda etkiliyken ışık insan psikolojisi üzerinde etkili olan
önemli bir fiziksel değişkendir. Sınıfta iyi renk uyumunun sağlanması da göz
estetiği ve zihinsel etkinlik açısından uyarıcı etkiler yaratabilir.Bu nedenle
öğretmenin mutlaka bunlara dikkat etmesi gerekir.
4)Gürültü: Öğretmen-öğrenci etkileşimini
olumsuz yönde etkileyen bir değişken olan gürültü, derse yönelik ilgi ve dikkat
kaybı gibi nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar.Huzurlu bir öğretim ortamının
sağlanması için öğretmen öğrencilerin ilgi ve dikkatlerini her durumda uyanık
tutmalıdır.
5)Temizlik: Temizlik alışkanlığı kazanmak
öğrencilerin gelişimi için gereklidir.Bedensel temizliğin önemini kavrayan
öğrencinin aynı duyarlılığı çevresi için de göstermesi çok doğal bir tepkidir.
6)Görünüm: Sınıftaki eşyaların uyumlu ve
amaca uygun olarak yerleştirilmesi gereklidir.Uygun bir görünüm öğrenciyi olumlu
yönde etkiler ve öğrencinin seçici bir kişilik kazanma bilinci geliştirmesine de
katkıda bulunur(10).
Toplumsal Özellikler:
1) Her grubun ortak amaçları ve özellikleri vardır.Yeni bilgiler öğrenmek,
sınıflarını geçmek, derslerinde başarılı olmak, sınıftaki öğrencilerin ortak
amaçlarıdır.
2)Bireylerin grup içindeki davranışları, tek başlarına gösterdikleri
davranışlardan farklıdır.Bireyin tek başına gösterdiği davranış, içinde
bulunduğu gruba göre değişiklik gösterir.
3)Grubun birey üzerinde toplumsal baskı kurma etkisi vardır. Birey istemediği
bir davranışı sırf gruba uyum sağlamak veya grup üyelerince dışlanmamak için
nedenler gereÄŸi yapabilir.
4)Her grubun kendine özgü norm ve değerleri vardır. Okulun değer ve normlarına
göre öğrencilerin ortak bir değer geliştirmeleri sağlanarak sınıfta olumlu
sosyal ortam yaratılabilir.
5)Grubun bireyin verimliliği üzerinde etkisi vardır. Grup, bireyin güdülenmesini
ve faaliyet düzeyini artırır. Şöyle diyebiliriz ki; bireyin yapma eğiliminde
olduğu tepkileri yapma olasılığı artar.
6)Birey grup içinde daha fazla risk alma eğilimindedir. Birey, grup üyelerine
güvenerek daha kolay risk alabilir.
7) Her grup kendi içinde zamanla bir lider çıkarır. Her sınıfın“sınıf baÅŸkanı”
olarak nitelendirilen öğretmen tarafından atanan ya da öğrenciler tarafından
seçilen bir lideri vardır(11).
Sınıf Yönetimi Modelleri
Sınıf yönetimi modelleri; tepkisel, önlemsel, gelişimsel ve bütünsel olarak
gruplanabilir.
1)Tepkisel Model: İstenmeyen bir
düzenleniş sonucuna veya bir davranışa tepki olan sınıf yönetimi modelidir.
Amacı istenmeyen durum veya davranışın değiştirilmesidir.
2)Önlemsel Model: Plânlama düşüncesine
bağlı, geleceği kestirme, istenmeyen davranış ve sonucu olmadan önleme
yönelimlidir.Bu model sınıf etkinliklerini bir“kültürel sosyalleÅŸme süreci”
olarak ele alır.Sınıfta yanlış davranışa olanak vermeyen bir sosyal sistem
oluşturmaya çalışır.
3)Gelişimsel Model: Sınıf yönetiminde
öğrencilerin, fiziksel, duygusal, deneyimsel gelişim düzeylerinin gerektirdiği
uygulamaların gerçekleştirilmesini esas alır.
4)Bütünsel Model: Önlemsel sınıf
yönetimine öncelik verme, gruba olduğu kadar bireye de yönelme, istenen
davranışa ulaşabilmek için, istenmeyenin nedenlerini ortadan kaldırma
vardır(12).
Bu modellerden tepkisel model, genelde sınıf yönetimi becerisi iyi olmayan ve
diğer yöntemleri iyice kullanamayan öğretmenlerce kullanılır. Önlemsel model
gruba yöneliktir.Bu modelde sınıf için yanlış davranışa olanak vermeyen bir
sosyal sistem oluşturulmaya çalışılır. Gelişimsel model uygulanırken
öğrencilerin fiziksel, duygusal, deneyimsel gelişim düzeylerine dikkat
edilmelidir. Bütünsel modelde ise istenen bir davranışın uygun ortamlarda
gerçekleşeceği bilincinden hareketle uygun ortam düzenlenip, istenmeyen
davranışları düzeltmek için tepkisel yönetim araçlarından yararlanılmaya
çalışılır.
Sınıf Kuralları
Tüm etkinliklerin belli bir kurallar dizisi içinde gerçekleşmesi beklenir.
Kural, sınıfta yer alan eğitim yaşantılarının amaçlarına dönük kararlar dizisi
olarak tanımlanabilir.Kurallar, önceden verilmiş hazır kararlardır ve
uygulanabilmektedir.
Sınıfta meydana gelen ilişki karmaşıklığı kuralların ortaya çıkmasına neden
olmaktadır. Neleri yapması neleri yapmaması gerektiğini önceden bilen bir
öğrenci, bunların sonuçlarını da bildiğinden davranışlarını bunlara göre
düzenlemektedir.
Kurallar herkes içindir ve bir kişiden diğerine değişmediği için yansızlığı ve
kişisel istekler doğrultusunda yapılacakları engelleme olanağı sağlar. Kurallar
sayesinde bireysel üstünlüğe gerek kalmadan, yöneticinin yetkisinin benimsenmesi
kolaylaşır. Yani öğrenciler yapılması istenenleri tereddütsüz kabul ederler.
Ödül ve ceza kabul edilebilir bir hale gelir.Sınıfta, kurallar sayesinde
öğretmenin karar gereksinimi ve öğrencinin yönlendirme arayışı azalır.
Sınıf kuralları sınıftakilerin ve okulun karşılıklı beklentilerinin
gerçekleşmesini sağlayacak düzeni kurmalıdır. Amaçlara uygun beklentilerinin,
sınıfta, uzlaşma ile sınıf kurallarına dönüştürülmesi gerekir.
Kurallar, amaçlara gidişi kolaylaştırmalı, görev dışı davranışı azaltıp görevle
ilgili olanı çoğaltmalı, öğrenme ortamı ve çevresinin rahatını-güvenliğini
sağlamalı, komşu sınıfın ve yakın kişilerin rahatsız edilmesini önlemeli, amaca
uygun davranışların ölçümlerini belirtmelidir(13).
Kuralların niteliğinin yanı sıra, anlatım biçimi de önemlidir. Etkili bir
anlatım yöntemi geliştirmek, kalıcı ve sürekli bir eğitim ortamı oluşturmanın ön
koşuludur. Kural anlatımında, ceza yerine ödül vurgulanmalı ve asla emir
cümleleri şeklinde ifade edilmemelidir(14).
Öğretmen-Öğrenci İletişimi ve Sınıf Kurallarının
Belirlenmesi
Sınıf içi iletişim, tanışma ile başlar. Öğretmen öncelikle kendini tanıtmalı ve
öğrencileri ile birlikte olmaktan mutlu olduğunu belirtmelidir.Tanışma, öğretmen
için hem öğrenciler hakkında bilgi almak, hem de sınıf iklimini yumuşatmak için
iyi bir fırsattır.Öğrenciler açısından ise, insan olarak önemsenmesinin ve
özgüven geliştirmenin en iyi fırsatlarından biridir(15).
Öğretmene etkili bir sınıf yönetiminin düzenlenmesinde ve yürütülmesinde çok
büyük sorumluluklar düşer. Öğrencilerin ilgi, beklenti ve gereksinimlerini
tanımak etkili bir sınıf yönetimi için gereklidir.
Öğrencilerin kendi varoluşsal gerçekliği içinde algılanabilmesi ve öğrencinin
bireysel varoluşunun gereklerini yaşayabilmesi için, sınıfta empatik bir
iletişim örüntüsü oluşturulması gereklidir.Canlı bir sınıf ortamı oluşturmada
sorumluluk alan, paylaşan, tartışan, eğlenen, öğrenen kısaca yaşayan öğrenci
tipini yaratmak önemlidir. Tabii bunun için öğrencilerin fark edilmesi
gerekir.Fark etmek ise öğrencilerin öğrenme kapasitelerini, ilgilerini,
duygularını bilmektir.
Öğrenci-öğretmen ilişkisi birincil bir ilişki türüdür.Yani bire-bir ve insancıl
yaklaşımı olan ben-sen ilişkisidir.Bu nedenle sınıftaki ilişkiler öğretmen
kılavuzluğunda ve öğrencilerin katılımıyla belirlenmelidir.Öğretmen açıklayıcı,
öğretici, düşündürücü ve tam yerinde diyebileceğimiz uygun kuralı bulmada yardım
edici olmalı ki ilişkilerin amaçlarını tanıtabilmeli ve ilişkileri belirleyen
kuralların bu amaçlara uygunluğunun saptanmasını sağlayabilmelidir.
Bir kişinin özgürlüğünün başladığı yerde diğerinkinin bittiği düşünülürse;
birlikte yaşanılan bir yerde özgürlük ve düzenin birlikte ve ölçülü kullanılması
gerekir.Öğrenciler de tıpkı öğretmenler gibi düzeni severler ama baskıcı, sıkıcı
ve kısıtlayıcı düzen istemezler.
Kural koymada önemli olan, öğretmen ve öğrencilerin ortak bir algı dayanağından
hareketle anlayış birliğine ulaşmalarıdır. Öğrencilerin önceden
bilgilendirilmesi ve görüşlerinin alınması kuralların geçerliklerini arttırır.
Sınıf içi olumsuz davranış olarak niteleyebileceğimiz; derse devam etmeme ya da
derse geç gelme, derse hazırlıksız gelme, sınıfta uygun olmayan yer ve zamanda
konuşma, arkadaşlarına, kendisine ya da eşyalara zarar verme, derste ders dışı
etkinliklerle uğraşma gibi davranışların ortadan kaldırılmasında en etkili
yollardan biri sınıf kurallarının belirlenmesidir.
Kurallar belirlendikten sonra, öğrencilere öğretilmeli, örnek çalışmalar
yaptırılmalıdır.Okulun açıldığı ilk haftada sınıf kural ve süreçleri, programın
bir parçası olarak öğretilmeli, dönütler değerlendirilip düzeltilmelidir (16).
Wandl’a göre kuralları bilmesi, öğrencinin kendine güveni, morali, baÅŸarısı
üzerinde etkili olmaktadır. Kurallara uyum alışkanlık haline geldikçe, üst
sınıflarda öğretmenin işi azalabilir.
Sınıf Kurallarının Uygulanması ve Yaptırımı
Eğer öğretmen sınıfın tümünden sürekli haberdar değil, öğrencilerle iletişim
kurmada yetersiz ve sınıfta uygun yerde bulunamıyorsa ne yazık ki bunlar
konuşulanların dinlenilmemesine, yapılması istenenin yapılmamasına yönelmeyi
kolaylaştırır.
Öğretmenin, yapmasını istediğinin yapılıp yapılmadığını denetlemediğini bilen
öğrencilerden bazıları, bunları yapmamayı seçebilmektedir. Yani öğretmen, ders
başında, izin almadan sınıfta konuşulmaması gerektiğini belirttiği halde ders
anında buna dikkat etmiyorsa öğrenci de bu kuralı önemsemez.
Aynı zamanda kurallar ve uygulaması konularında, öğretmen ve yöneticiler
arasında davranış tutarlılığının olması da gereklidir. Eğer öğrencilerin
özellikleri gözetilip, kurallar ceza şeklinde değil de düzeltme-geliştirme
amacıyla konup uygulanır ve bunların yanında öğretmenin soğukkanlılığına ve
öğrencilerin sorumluluk düzeyine dikkat edilirse istenmeyen davranışlar
önlenebilir.
Herkesin yanlış yapabileceğini bilerek, öğrencinin yaşının gerektirdiği ufak
tefek yaramazlıklara hoşgörülü olan, soğuk ve dargın davranmayan, olumlu
davranışı güçlendirmeye çalışan bir anlayışla, sağlık, sevgi, ait olma, güç,
özgürlük, eğlence gereksinimlerinin karşılandığı bir sınıf ortamı olumlu
davranışlara yöneltir(17).
Kuralların aşırı katılıkla izlenmesi, tekdüzelik, can sıkıtısı, hatta haksızlık
yaratır, değişik durumlarda gösterilmesi de gereken esnekliği önler, ilişkileri
mekanikleştirir. Katı kuralcılık, amaçlarla araçların yer değiştirmesine neden
olur. Böylece kurallar araç olmaktan çıkar, kurala uymak amaç olur tıpkı yaşamak
için yemenin, yemek için yaşamaya dönüşmesi gibi.
Öğrencinin davranışını engelleme yerine mantığına seslenilirse kurallara ait
davranışın değiştirilmesi kolaylaşır. Çünkü engelleme, hırçınlık, direnme,
olumsuz davranış yaratır. Buna karşın öğrencinin mantığına seslenilmesi olumlu
davranış yaratılmasını hızlandırır. Aynı şekilde kuralların yukarıdan aşağıya
asla değişmez mutlak doğrular şeklinde dikte ettirilmesi de olumsuz davranış
yaratır. Egemen olmak amacına dönük bu tutum işlemeyen veya hatalı olan
kuralların değiştirilmesini güçleştirir. Ayrıca bu, hem öğrencilerin kişilik
gelişimlerini olumsuz yönde etkiler hem de sınıftaki yaşamı can sıkıcı bir hale
getirir.
Kuralların denetimine ilişkin öğretmen ilgisi, her alanı kapsamalıdır. Örneğin
öğretmenin öğrencinin kalemiyle bile ilgilenmesi, onun öğretmenle ilgili olgular
oluşturmasına yol açar.
Sınıf düzeninin kurulması ve sürdürülmesi sınıf yönetiminin ana alanıdır. Eğitim
stres yaratan bir iştir. Eğer düzensizlik yani kuralsızlık varsa ve bunu
öğretmen düzeltemiyorsa bu stres daha da artar. Böylece, öğretmen verimlilik
gösteremediği gibi öğrenci de hiç bir şey öğrenemez. Oysaki sınıf düzeni ve
sınıfta uyum ile öğrenci başarısı arasında önemli bir ilişki vardır.
Sınıf yönetimi önem verilmesi gereken bir konudur. Çünkü; genel sınıf düzenini
sağlamak gerçekten büyük bir çaba gerektirir. Bunun için de sınıf kurallarının
belirlenmesi, uygulanması ve yaptırımı konusuna dikkat edilmesi gerekmektedir.
Yapılan araştırmaya göre üzerinde anket uygulanan öğretmenlerin büyük çoğunluğu
(% 96,5) sınıf yönetimi ilke ve yöntemlerini bildiklerini, insanlarla
ilişkilerinde iyi olduklarına inandıklarını ve derse katılımı sağlamak için
uygun yöntemi kullandıklarını belirtmişlerdir.
Dilin iyi kullanımı konusunda bayan öğretmenlerin%58,6’sı olumlu yanıt verirken
erkek öğretmenlerin %54,8’si bu konuda kararsız kalmıştır. Sınıfta öğrencilerin
oturma düzenlerinin iletişim için önemli olduğunu düşünen öğretmenlerin hemen
hemen hepsinin derste uygun yöntem ve teknikleri kullandıkları ve canlı bir
sınıf ortamı oluşturmaya dikkat ettikleri ortaya çıkmıştır.
Öğretmenlerin % 87’si öğrencilere iyi rehberlik edebileceklerini belirtmiÅŸ olsa
da her öğrenciyle mümkün olduğunca yakından ilgilenemedikleri ortaya çıkmıştır.
Olumlu ve olumsuz davranışlar için ödül ve ceza uygulanmasının yararlı olduğunu
düşünen öğretmenlerin % 76’sı sınıf kurallarını öğrenci ile birlikte
belirlediÄŸini belirtmiÅŸtir. Kuralları uygularken öğretmenlerin % 26’sı
zorluklarla karşılaÅŸmadığını, % 46,6’sı zorluklarla karşılaÅŸtığını belirtmiÅŸtir.
Öğretmenlerin tamamı, yönetici-öğretmen-öğrenci arasındaki iletişimin iyi olması
gerektiğini, yöneticinin öğretmen ve öğrenci uyum problemlerini çözebileceğini
belirterek sınıf içi kuralları öğrencilere açıklayarak öğrettiklerini ve
kuralların yaptırımında otokratik tutum yerine demokratik tutum sergilediklerini
söylemişlerdir.
Bulgular doğrultusunda genel bir değerlendirme yapılacak olursa; cinsiyete ve
yaşa göre yapılan görüş değerlendirmeleri sonucunda her ikisi arasında fazla bir
farkın olmadığı ortaya çıkmıştır.Genel olarak bütün öğretmenler öğrenci-öğretmen
iletişimine önem vermektedir. 40 yaş altı öğretmenlerin, kuralların
belirlenmesi, uygulanması ve yaptırımı konusunda 40 yaş ve üstü öğretmenlere
göre biraz daha hassas olduğu gözlenmiştir. Bunun yanında kuralların
yaptırımında bayan öğretmenlerin erkek öğretmenlere göre daha dikkatli
davranmaya çalıştığı ama otorite konusunda erkek öğretmenlerin biraz daha etkin
olduğu saptanmıştır.
İlköğretim yöneticilerinin sınıfta kuralların belirlenmesi, uygulanması ve
yaptırımı konusuna ve öğrenci-öğretmen-yönetici iletişimi konusuna ilişkin
görüşleri de sınıf öğretmenlerinin görüşleri ile aynıdır.
Araştırma yapılan okullarda bulunan öğrencilerle yapılan görüşmelerde
öğrencilerin kuralların belirlenmesi sırasında, bazı öğretmenlerinden daha
farklı yaklaşım bekledikleri ve bazı öğretmenlerin kuralların uygulama ve
yaptırımında zaman zaman tutarsız davranışlar gösterdikleri ortaya çıkmıştır.
Aynı zamanda kuralların açıklanmasında öğretmenlerinin her biri ile yeterince
ilgilenmesini istedikleri gözlenmiştir.
Bunların yanında öğrencilerin, 40 yaş altı öğretmenlerin büyük çoğunluğu ile iyi
anlaşabildikleri, onların kullandıkları yöntemi daha uygulanabilir buldukları
gözlenmiştir.
Ama bazı 40 yaş altı öğretmenleri de kuralların uygulama ve yaptırımında 40 yaş
ve üstü öğretmenlere göre gereksiz katı buldukları ve bu tutumun öğrencileri
olumsuz yönde etkilediği ortaya çıkmıştır.
Genel bir değerlendirme yapıldığında öğretmenlerin çoğunun çağı yakalama
isteklerinin olduÄŸu ve bu doÄŸrultuda geliÅŸim ve deÄŸiÅŸimlerle ilgilendikleri ve
öğrendiklerini öğrencilerle uygulamaya çalıştıkları ama her ne kadar kendilerini
yeterli görseler de bazı durumlarda yetersiz olabildikleri ortaya çıkmıştır.
Kuralların yaptırımında da genelde demokratik olmaya çalıştıkları halde
öğrencilerin bazıları tarafından tutumlarının anlaşılamadığı gözlenmiştir.
Sonuçlar
1)Öğretmenlerin çoğu sınıf yönetimi ilke ve yöntemlerini yeterli düzeyde
bildiğini söylese de eksikleri vardır.
2)Uygun sorular sorularak derste tartışmalara katılım sağlanmakta.
3)Bayan öğretmenlerin yarıdan fazlası dili kullanma becerisinde yeterli olduğunu
belirtirken erkek öğretmenlerin büyük bir kısmı bu konuda kararsız kalmışlardır.
4)Sınıfta iletişim için öğrencilerin oturma düzeni ve canlı bir sınıf ortamı
oluşturulmasının önemli olduğu ortaya çıkmıştır.
5)Öğretmenler öğrenciler ile iletişimlerinin iyi olduğunu belirtse de
öğrencilerin bazılarında aksi görüşler gözlenmiştir.
6)Olumlu ve olumsuz davranışlar için ödül ve ceza yararlıdır.
7)Kural, belli amaçlara ulaşmak için konulan bir araçtır.
8)Kurallar uygulanırken zorluklarla karşılaşılmaktadır.
9)Öğrenci önerilerine değer verilip, yönetici-öğretmen-öğrenci arasındaki
iletişimin iyi olması gerekmektedir.
10)Kuraların yaptırımında otokratik bir tutum sergileme konusu olumsuz
değerlendirilip, kuralların yaptırımında demokratik bir tutum sergileme olumlu
deÄŸerlendirilmiÅŸtir.
11)Sınıf kuralları, sınıflara ve öğretmenlere göre değişmektedir.
Öneriler
1)Dili etkin bir biçimde kullanma becerisinin geliştirilmesi için öğretmenlere
hizmet içi kurslar verilebilir.
2)Öğretmenlerin öğrencileri ile yakından ilgilenebilmelerini sağlamak için
sınıftaki öğrenci sayısını ayarlamada bir standart oluşturmak yararlı olacaktır.
3)Sınıf kurallarını belirginleştirip öğrencilere açıklayarak uygulamadaki
zorluklar ortadan kaldırılabilinir.
4)Kurallar öğrencilerle paylaşılmalı ve onların anlayabilecekleri biçimde ifade
edilmeli.
5)Kurallara uyulması için kurala uymamanın sonuçlarına da sınıfça karar
verilmeli ve yaptırımlar uygulanmalıdır.
6)Amaçlarla araçların yer değiştirmesine neden olabilecek katı kuralcılıktan
kaçınılmalıdır.
7)Kuralların yararlarını çoğaltıp zararlarını azaltabilmek için, kurallar, çok
yönlü ve iyi düşünülerek, başkalarının görüşleri alınarak grupça konmalı, az
sayıda olmalıdır.
8)Kurallara uymamanın sonuçlarına sınıfça karar vermek, kuralların uygulanması
ve yaptırımında yararlı olacaktır.
--------------------------------------------------------------------------------
(*)Pamukkale
Üniversitesi EğitimFakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü ÖğretimÜyesi.
(**)Pamukkale Üniversitesi EğitimFakültesi BedenEğitimi ve SporÖğretmenliği
Bölümü ÖğretimÜyesi.
(***)Pamukkale Üniversitesi EğitimFakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü 4. Sınıf
Öğrencisi.
(1)Fatma Varış, Eğitim Bilimine Giriş, AlkımYayınları,İstanbul, 1998, s. 1.
(2)Philip Schlechty. Schools for the Twenty-First Century, ThirdPrinting,
Jossey-Bass Inc. San Fransisco, 1991, s. 41.
(3)Schlechty, a.g.e., s.42.
(4)Varış, a.g.e., s. 7.
(5)Münire Erden, ÖğretmenlikMesleğine Giriş, AlkımYayıncılık, İstanbul, 1998, s.
50.
(6)Varış, a.g.e., s. 168.
(7)Johanna KasinLemlech, Classroom Management, LongmanInc. SecondEdition.,
Newyork, 1988, s. 3.
(8)Walter Doyle, “Classroom Organisation andManagement”, Handbook of Research on
Teaching, Ed. Merlin C. Wittrock, ThirdEdition, MacmillanPub. Newyork, 1986, s.
394.
(9)Erden, a.g.e., s. 67.
(10)AyhanAydın, Sınıf Yönetimi,Anı Yayıncılık,Ankara, Eylül 1998, s. 34, 35, 42,
43.
(11)Erden, a.g.e., s. 69.
(12)HüseyinBaşar, Sınıf Yönetimi, PegemYayınları, Ankara, 1994, s. 15-16.
(13)BaÅŸar, a.g.e., s. 15-16.
(14)Aydın, a.g.e., s. 59.
(15)Aydın, a.g.e., s. 13.
(16)LouisHarris, “SelectedElements of Effective Teaching”, Dissertation
Abstracts International,Volume 52, 1991, s. 152.
(17)BaÅŸar, a.g.e., s. 112.
|